Son Dakika Haberler

DOĞRU HESAPTAN KAÇMAZ!

DOĞRU HESAPTAN KAÇMAZ!
Okunma : 80 views Yorum Yap

DEVA Partisi (Demokrasi ve Atılım Partisi) Genel Başkanı Ali Babacan partisinin 1. Olağan İl Kongresine katılmak üzere geçtiğimiz gün Kars’taydı.

Halk Eğitim Konferans Salonunda gerçekleşen kongreye ilgi yoğundu. Hukukçu Kars İl Başkanı Güven Özen’in ardından konuşmasını yapan Ali Babacan kadrosunda çok sayıda hukukçu olduğunu belirterek, içinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik krizlerden çıkış yolunun ilk şartının hukuk alanında yapılacak  reformlar olduğunu belirtti ve konuşmasında hükümetin halka kestiği ‘acı reçete’ yi de hafifletecek tavsiyelerde bulundu. Kendisinin Hazine Bakanlığı döneminde kurulan varlık fonunu da eleştiren Babacan, varlık fonunun derhal kapatılması gerektiğini söyledi.

Kongre esnasında ‘Kars’ın devası Ali Babacan’ gibi sloganlara karşılık olarak DEVA Partisinin bir kadro hareketi olduğunu belirten Babacan, gençlerle, kadınlarla hep beraber Türkiye’nin devası olacaklarını söyleyerek, tek adam rejimine karşı demokratik bir duruş sergiledi.

‘Hukuk ayaklar altında!’

 2016’dan 2020’ye kadar Anayasa Mahkemesine(AYM) yaklaşık 220 bin bireysel başvuru yapılmış. Bu başvuruların konusu hak ihlali. Anayasa Mahkemesi’nin esastan incelediği başvuruların %92’sinde, AYM hak ihlali olduğuna karar vermiş.Yıllarca süren davalar, verilen farklı kararlar sonucunda vatandaşlarımız AYM’ye başvurduğunda bir önceki mahkeme haksız, vatandaş haklı kararı veriyor. Yani vatandaşımız mahkemeler önünde mağdur ediliyor. Peki bunun bedeli ne olacak? Şu an ödenen bir bedel yok, yapanın yanına kalıyor. Haksız yere cezaevine giren vatandaşlarımızın dört duvar arasında geçen günlerinin hesabını kim verecek?

 ‘AYM’nin kararları hükümeti ve ortağını rahatsız ediyor.’

 AYM’nin bu kararları hem büyük ortağı hem de küçük ortağı oldukça rahatsız ediyor. Mahkeme üyeleri açıkça tehdit edilebiliyor. Konuşmalarında kürsüden had bildirmeye çalışıyorlar. Açıkça belirtelim ki, bugünki iktidarın adalete inandığı kanaatinde değiliz. Yargı sadece onların istediği kararı alırsa memnun aluyorlar. Aksi halde derhal iftira ve tehdit başlıyor. Her türlü yıpratma yıldırma başlıyor. Kendi yandaş gazetelerine yüksek yargı mensuplarımızı töhmet altında bırakacak, neredeyse hakarete varacak manşetler attırıyorlar. Adil değiller, olmak da istemiyorlar. Hukuk vatandaşları terbiye etmek için kullandıkları bir sopa haline geldi.

‘Atanan başkan kendisini atayana, seçilmiş başkan halka karşı sorumlu hisseder!’

  Kars’ın seçilmiş Belediye Başkanı’nı daha evvel tutuklandığı, tutukluluğa AYM tarafından hak ihlali kararı verildiği bir dosyadan yeniden tutukladılar. Sadece bu olaya baktığımızda bile ortada hukuk devletinden bahsetmek söz konusu değildir. Seçilmiş Belediye Başkanı’nı aldılar, yerine atama usulü bir görevlendirme yaptılar. Demokrasi, halkın iradesi, seçme ve seçilme hakkı ayaklar altında, seçimler anlamsız hale geldi.

Diyelim ki zorunlu ve hukuka uygun bir sebeple Belediye Başkanı görevden el çektirildi. Bu durumda Belediye Mecilisinin kendi içinden seçim yaparak bir başkan belirlemesi gereklidir. Yani yeni başkanın seçilmişler içinden seçilmesi gerekir. Burada çok basit bir demokrasi kuralından söz ediyoruz. Yeni başkan kendini halka karşı sorumlu hissetmelidir. Bu şekilde atananlar kendini atayana karşı sorumlu hissediyor. Seçilmiş olmanın özelliği budur. Dolayısıyla vatandaşla olan bağ zayıflıyor.

‘TBMM’nin işlevsizleştirildiği gibi Belediye Meclisleri de işlevsizleştiriliyor!’

Çoğu ilimizde sadece Belediye Başkanları görevden alınmıyor, Belediye Meclisleri de çalışmaz işlemez hale getiriliyor. Ankara’dan alıştılar ya, nasıl artık TBMM’nin fonksiyonu önmeli ölçüde azaldı işlevsizleştirildi, meclisin hükümet üzerindeki denetim etkisi nasıl sıfırlandıysa aynı bunun gibi illerde de bunun bir küçük modelini uygulamaya çalışıyorlar. Şu açıkça görüşüyor ki; iktidarın kayyum politikası, seçimleri kazanamadıkları yerlerde belediyeleri başka türlü ele geçirmenin bir aracı haline geldi.

Bu günler daha iyi günler!

 Ekonomimiz şu anda son 20 yılın en kötü seviyesinde, korkarın ki bu günler daha iyi günler! Kişi başına düşen milli gelir tam 14 yıl öncesine döndü. Son yıllarda maalesef hızlı bir şekilde Türkiye yoksullaşıyor. Bu yönetim devam ederse üzülerek söylüyorum daha da gerilere gidecek. İşsizlik büyüyor, vatandaş kirasını ödeyemiyor. 2021 bütçesi şu anda mecliste, vatandaşa sabret diyorlar, kendileri Cumhurbaşkanlığı bütçesini 2020 bütçesine göre %28 arttırıyorlar. Sabit gelirliye emekliye memura zam yapılırken zaten olduğundan düşük açıklanan enflasyon rakamları üzerinden zam yapılıyor. Şimdi pandemi nedeniyle yeni kısıtlamalar getirildi. Bu kısıtlamalara karşı değiliz aksine vatandaşın yararına olan gereken her şeyin yapılması için aylardır çağrıda bulunuyoruz. Ama vatandaşa iş yerini kapat, sokağa çıkma diyorsanız bu vatandaşın geçimini nasıl sağlayacağını da açıklamak zorundasınız. Kira işliyor, faturalar işliyor, vergi işliyor, SGK işliyor sayaç durmuyor. Anladık hazineyi boşalttılar ama kendilerine gelince kaynağı bir yerden buluyorlar bilmem kaç uçakla seyahat edebiliyorlar. Büyük ihaleler alelacele şu anda yapılabiliyor. Kanal İstanbula’a kafayı taktılar, dünyanın parası harcanacak oraya. Bu kadar memleketin yatırıma ihtiyacı varken neden? Çünkü orada rant var.

Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi ve Damat bakan iki yılda borcu ikiye katladı!

Çarpık bir yönetim zihniyeti ile karşı karşıyayız. Ben buradan tekrar sesleniyorum, derhal ama derhal vatandaşımıza uzun süre geri ödemesi olmayan ve faizsiz kredi desteği sağlayın. Vergi ve SGK borçlarını pandeminin etkileri bitene kadar öteleyin, faiz de almayın. Hani faize karşıydılar? Zamanında tertemiz bürokratlarımızı faizci diye, faiz lobisi diye suçladılar. Döndüler şimdi Merkez Bankası faizlerini %15’e çıkardılar. Arkasından esnaf kredisi gibi küçük küçük verilen kredilerden faiz istiyorlar. Hele hele kiradan alınan stopaj esnafımızdan hiç alınmamalı. Kira için de esnafımıza destek olunmalı. Bunların hepsi doğru politikalar uygulandığında kaynağı bulunabilecek destekler. Şu andaki hükümet kaynağı farklı yerlere ayırdığı için halka ‘acı reçete’ diyor. Ekonomisi sağlam olan ülkelerin tamamı bu süreçte vatandaşlarına, esnafa, küçük işletmelere, geliri günlük olanlara mesela sanatçılara doğrudan, karşılıksız destek verdi. İktidar özellikle son iki yılda ülke kaynaklarını çok hızlı bir şekilde tüketti. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi ve yakın akraba damat bakan göreve geldikten sonra Türkiye’nin hazinesinin borcu tam ikiye katlandı. 2018 Haziranda hazinenin iç dış borcunun toplamı 970 milyar iken şu anda 1 trilyon 935 milyar, tam ikiye katlandı. Merkez Bankasının rezervleri tükendi tam 130 milyarlık rezervi tükettiler şu anda eksi 46 milyar dolar civarında. Döviz rezervinden daha fazla Merkez Bankasının piyasaya döviz borcu var.

Acı reçeteyi önce siz uygulayın! 

Esas önce biz hükümete acı reçete yazalım. Önce hukuk, anayasaya ve kanunlara bağlı kalın. Hemen tasarruf gerekiyor, itibardan tasarruf olur. Konvoylardaki araç sayısı yarı yarıya azaltılırsa hiçbir şey olmaz. Hükümet bunlarla bir başlasın hele ki niyeti görelim. ‘Acı reçete’ diyenin önce kendisi bir acı reçeteyi hissetmelidir. Ardından kamu ihale mevzuatı değişmelidir. 3-5 yandaş şirketi zenginleştiren ihale sistemine bir son verilmelidir. Kanal İstanbul gibi rant projelerine derhal son verilmelidir. Şu varlık fonunu da kapatın, derhal tüm kurum ve kuruluşları da Sayıştay’ın denetimine açın. Ne demişler doğru, hesaptan kaçmaz. Önce siz bu reçeteyi uygulayın, sonra hep beraber oturur ‘keyif çayı’ nı içeriz, bunu bilin.

Tarım ve hayvancılığa ayrılan bütçe aynı kaldı, arttırılmadı!

2021 bütçesi şu anda mecliste, bunu incelediğimizde mevcut hükümetin aklının nerelerde olduğunu çok iyi anlıyoruz. Kamu özel ortaklığı projeleri açık ve şeffaf ihalelerle verilmediği için bu projeler çok pahalıya mal oluyor. Bu projeler bugün halkımızın fakirleşme sebeplerinden biri haline geldi. 2020 bütçesinde bu projelerin sadece garanti ödemelerine tam 31 milyar para ayrılmış tarıma ve hayvancılığa verilen desteğin tamamı 22 milyar. Tarıma ve hayvancılığa ayrılan 2021’de de 22 milyar olarak kaldı. Nerde rant var oraya bütçeden daha fazla para ayrılmış. Sonrada oturup bir oda da makyajlı enflasyon verileri hazırlayıp, inanmamızı bekliyorlar. Emekliye, işçiye makyajlı enflasyon rakamlarına göre zam yapılınca da insanların satın alma gücü azalıyor. Şu verilerle oynamayı bırakın artık, işiniz düzgün yapın, kamu bütçesini düzgün yönetin.

84 milyonluk ülke birden büyüktür!

DEVA Partisi ülkemize hakettiği refahı sağlayacak. Önce şu Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemini değiştireceğiz. Tek kişilik yönetime son vereceğiz. Hep söylüyorum 84 milyonluk ülke 1’den büyüktür. Türkiye 1’den büyüktür. Biz devletin sadece ve sadece halkına hizmet etmesini sağlayacağız. Hakkı da hukuku da sağlam temellere oturtacağız, şeffaf ve her an denetlenmeye açık olacağız. Çünkü biz doğruyuz, doğru hesaptan kaçmaz. Biz artık bu emaneti teslim almaya geliyoruz.

Üreticilerimiz artan maliyetler ile artmayan satış maliyetleri arasında sıkıştı!

Kars çok önemli bir hayvancılık şehrimiz. Karslı çiftçi kardeşlerimiz marka üretiyorlar. Kars balı, Kars kaşarı, Kars gravyeri, Kars kazı, Kağızman uzun elması.. Bunların hepsi Kars’ın markaları. Ama üreticilerimiz bu ürünleri geçim sıkıntısıyla, yoksullukla üretiyorlar. Çünkü hükümet enflasyonu bu kardeşlerimizin sırtına yüklemiş durumda. Her türlü üretim maliyeti artıyor, çoğu da dövize bağlı artıyor. Döviz kuru ne kadar artarsa mazot, gübre, ilaç yem fiyatları artıyor. Ama üreticinin satış fiyatı döviz kadar artamıyor. Çünkü vatandaşın alım gücü o kadar artamıyor. Artan maliyetlerle artmayan satış fiyatı arasında bizim üreticilerimiz sıkışmış durumdalar.

DEVA Partisi olarak biz tarım ve hayvancılığın gelişmesini önemli maddeler olarak ortaya koyuyoruz. Bu amaçla Kars’ı modern üretim teknikleriyle destekleyeceğiz. Örgütlü üretim, sözleşmeli üretim, elektronik kontrol, kayıt tutma, izleme, sigorta gibi araçlarla hayvancılıkla uğraşan ancak mali gücü yeterli olmayan ailelere de doğrudan destek ve ucuz kredi imkanı sağlayacağız. Aile işletmelerinin kaliteli üretim yapabilmeleri için teknoloji kullanımlarını destekleyeceğiz. Hayvancılık politikalarını kayıtlılığı arttırarak doğru veri ve projeksiyonlara dayalı olarak oluşturacağız.

Kars büyük hedefleri hak ediyor!

Kars için hayvancılık desteklerini bu coğrafyaya uygun hayvan türlerinin yetiştirilmesini sağlayacak şekilde uygulayacağız. Karsın yayla potansiyelinin en üst düzeyde kullanılması için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Yaylaların sınırlarını belirleyerek gerekli etüt çalışmalarını yapacağız ve gelişme planlarını hazırlayarak ulaşım Elektirik, barınma, altyapı, güvenlik gibi ihtiyaçlarını karşılayacağız. Karsın çalışkan üreticilerinin oluşturduğu tüm markaları hakettiği seviyeye taşıyacağız. Kars’ın sanayisi doğal olarak bu ürünlerin üretimine dayanıyor. Tarım ve hayvancılığa yönelik organize sanayi bölgesi yatırımlarının geliştirilmesi çok önemlidir. Kars’ın bu sanayi üretimlerinin sadece sadece farklı illere değil, buradan farklı ülkelere de gönderilmesi gerektiğini düşünüyorum. Edirne’den Kars’a ulaşan demir yolunun modernize edildiğini, Kars’ın ilçelerinin de bu demir yolu ile birbirine baplandığını, havaalanının tam kapasite çalıştığını ve tüm bu ulaşım ağının doğuya, batıya, kuzeye, güneye, sınır ötesine taşındığını düşünün. Karslı üreticimize, ürünlerini Türkiye’nin dört bir yanına kolaylıkla gönderebilecek, ürünlerini tüm dünyaya rahatlıkla ihraç edebilecek bir ortamı oluşturmak için yola çıktık. Kars büyük hedefleri hak ediyor.

Kars’ın şehir merkezine baktığımızda ne yazık ki hızlı ve çarpık bir kentleşme olduğunu görüyoruz. Bir yanda gayet güzel tarihi eserler hemen yanında çarpık bir yapılaşma var. Kentin alt yapı sorununun birikmesi, yemyeşil karsın tahrip edilmesi, tarihsel dokunun zedelenmesi bizleri çok üzüyor. Kars’ın afete dayanıklı ve tarihsel dokusuna uygun bir şekilde dönüştürmek, kentin alt yapısını da güçlendirmek istiyoruz.

Kars Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden birisidir. Nobel ödüllü sanatçımıza ilham kaynağı olmuş bir şehir aynı zamanda. Kars’a gelmenin en güzel yollarından birisi de doğu ekspresi. Gençlerimizin en gözde seyahatlerinden biri oldu. Çünkü Kars gelenleri yazın ayrı büyülüyor, kışın ayrı büyülüyor. Kars turizmde neredeyse hiçbir tanıtım faaliyeti olmadan destek almadan marka haline geldi. Kars bunu kendisi başardı. Sarıkamış dünyada eşine az rastlanan kristal kar kalitesiyle harika bir kayak merkezi, Ani Antik kenti tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış farklı kültürlerin izlerini taşıyan çok özel bir yer. Kars’ın şu tarihi mimarisini görüpte bu doğal güzelliklerini görüpte büyülenmemek mümkün değil.

DEVA Partisi Kars için hazır!

Biz DEVA Partisi olarak Kars’ın güçlü potansiyelinin bilincindeyiz. Kış turizmi, kültür turizmi, inanç turizmi alternatif her türlü turizmi destekleyeceğiz. Daha hızlı ulaşıma, modern demir yollarına, kara yollarına ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Doğu ekspresinin de hizmet kalitesinin, olanaklarının arttırılarak Kars turizminin önemli bir parçası olarak korunması gerektiğini düşünüyoruz. Biz Kars için hazırız.

DEVA Partisi kadınlarla, gençlerle, çiftçilerle, emeklilerle, öğretmenlerle, işçilerle, esnafla eşitlik için,  adalet için, özgürlük için yola çıktık. Çözüm çok açık, çözümün sözcüsü bizler olacağız. Ayrışmayacağız, ayrıştırmayacağız, toplumu kutuplara ayırmayacağız, hep beraber Türkiye’nin yaralarını saracağız. Biz Türkiye’nin haysiyetli insanları için buradayız. Artık Türkiye’ni DEVA’sı var.